Öz Osmanlı Sedef Kakma

e-Bülten




                  SEDEFÇİLİK ( SEDEF KAKMA) VE SEDEFKARLIK
                  
         Sedefçilik, ilk çağın en eski uygarlıklarında görülmekle birlikte, 
     sedefin   eşyada  süs  ögesi  olarak  uygulanışı  çok   sonradır. 
     Her nekadar bazı kaynaklar Sümer Sanatında sedefin traş edilerek 
     ahşaba uygulandığını, Uzak Doğu ve Güney Asya’da Hint Sanatında sedef 
     süslemelere rastlandığını bildirirlerse de, sedefin en yaygın ve en 
     gelişmiş   şekliyle  Türk-Osmanlı  Sanatında  görüldüğü   bilinir. 
     İlk örneklerine 15. Yüzyıl sonlarında rastlanmış, Edirne’deki tek kubbeli 
     Beyazıt  II. Camiinin  kapı  kanatlarında  görülen  sedef  işçiliğinin 
     16. Yüzyılda olgunluk devresine girdiği, kapı, pencere, dolap kanatları , 
     kürsü, çekmece, Kur’an muhafazası, rahle, masa, koltuk, kanepe, sehpa gibi 
     mobilyalar, silah kabzası, nalın, körük, tütün tabakası, kahve takımı vb. 
     gibi tüm ahşap eşyada görülmüştür. 
     
     
         Osmanlı imparatorluğu döneminde geniş kullanım alanına sahip olan Sedef 
     işçiliğinin,  Enderunlu  ustalarca  yapılmış  örneklerini  günümüzde tarihi 
     müzelerde görmek mümkün olup,hayranlıkla izlenecek bu eserlerde Sedefkârlık 
     Sanatının incelikleri  insanı asırlar arasında haz ile gezintiye götürür. 
     Daha sonraları Suriye'de  işlenmeye başlanan sedefin Gaziantep’e buradan 
     geldiği  ancak  motiflerinde  Selçuklu  ve  Osmanlı  kültürünün korunduğu 
     bilinmektedir. Çok kısa bir dönem de iskenderun(Hatay) da basit usulde sedef 
     işçiliğinin yapıldığı bazı kaynaklarda yer almıştır. Gaziantep’te halen ve kendini 
     yenileyerek sürdürülen bu sanatın, yaşayan kaynaklardan edinilen bilgiye göre, 1963 
     yılında başladığı bilinmektedir. 
     
              
         Gaziantep’te 54 sedef atölyesi olup,  55. Atölye Gaziantep Üniversitesi’nde, 
    Gaziantep El Sanatlarını Koruma ve Geliştirme Merkezi’nde, 1992 yılında kurulmuştur.  
    Ceviz, maun, gül gibi sert ve dokusu sıkı ağaç tercih edilerek yapılan Sedef Kakmada , 
    kurşun,  kalay,  gümüş ve alpaka tel ,  motiflerin  çevresini  süslemede kullanılır. 
    Sedef  ise,  tatlı  sudan  çıkarılan  istiridye  kabuğudur. Sedef yerine  yada sedef 
    ilebirlikte boynuz, bağa, fildişi ve kemik de kullanılmaktadır. 
    
  
         Sedef işçiliği, ‘oyma’ ve ‘kakma’  usulü ile yapılır. Önce, ağaca, işlenecek motif 
     çizilir.Keski adı verilen çelik uç ile, bu motifin çevresi keskilenerek açılan kanala 
     tel yatırılır ve çekiç kullanılarak küçük darbelerle tel ağaca gömülür. (Telin zaman içinde 
     kalkmamasını önlemek için, su ile iyice sıvılaştırılmış beyaz  tutkalı işlenmiş tel 
     üzerine sürmek  yararlı olur.) 
     
     
         Aynı keski ile, çizilen motifin içi oyulur ve bu içi oyulmuş motifin şekline uygun  
     olarak, sedef , iki parmak arasında (baş parmak ve işaret parmağı) sıkıca kavranarak, 
     zımpara taşında   şekillendirilir  ve motifin içine, beyaz tutkal ve ağaç tozundan yapılmış  
     macun ile yapıştırılır. (Motif içine yerleştirilecek sedefin, yerine düzgün oturması ve 
     sonradan yapılacak tesfiyenin , sedefin parlak canlı kısmını yok ederek motifi bozmaması için, 
     sedefin, şekillendirilmeden önce alt ve üst kısmının düzlenmesi gerekir.) Sedef yerleştirilmiş 
     parça en az iki saat kurumaya  bırakıldıktan sonra, ince eğe ve zımpara ile silinerek, pürüzsüz 
     bır satıh elde edildikten sonra, ispirto içinde eritilmiş  gomalak cila (bir çeşit reçine) 
     ile parlatılır. Gomalak cilanın, sıkıştırılmış pamuk yumağına damlatılması ve hızlı, dairesel 
     ritmik hareketle parça üzerinde cila kuruyana kadar cilalamanın devam ettirilmesi gerekir. 
     Eğer, açık renk olan genç ceviz ağacı seçilmiş ve renginin koyulaştırılması isteniyorsa, 
     ciladan önce, yapılmış parçaya asiti alınmış  zeytinyağı sürülerek, güneşte bırakılır , 
     kuruduktan sonra cila sürülür.
     
     
         Sedef kakmacılıkta , genellikle, Selçuklu ve Osmanlı döneminde işlenen motiflere 
     rastlanmakta olup, motiflerde geometrik desenler, çiçek, yaprak gibi doğadan alınmış naturel 
     desenler ile, rumî, barok ve arabesk  hakimiyeti görülür.
         
          Sedef  kakmacılık işine “Sedefkâri”, Sedef  Kakma yapan ustaya  “Sedefkâr” denilmektedir.     
     Bugün dış turizmde de geniş pazar bulmuş Sedef işçiliği, Türk Kültürünün Osmanlılara dayanan   
     tarihi  kökenini  hafızalarda diri tutmayı başarmış zarif ve duygusal bir el sanatımızdır.